أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ
Estağfirullâh
Allah’tan bağışlanma dilerim
İstiğfar, Âyetü’l-Kürsî, üç Kul sûresi, tesbihat ve Muâz’a öğretilen dua.
Bir gün Peygamberimiz Muâz b. Cebel'in elini tutmuş ve “Muâz, vallahi seni seviyorum” demiş. Sonra ona her namazın ardından bir duayı bırakmamasını öğütlemiş: “Allahım, seni anmak, sana şükretmek ve sana güzel kulluk etmek için bana yardım et.” (Ebû Dâvûd, Vitr 26)
Ona hangi duanın daha çok işitildiği sorulduğunda “Gecenin son kısmında ve farz namazlardan sonra edilen dua” diye cevap vermiş. (Tirmizî 3499)
Kendisi de selam verince üç kez estağfirullah der, ardından “Allâhümme ente's-selâm” diye dua edermiş. (Müslim, Mesâcid 135)
Bir gün yoksul sahabiler gelip zenginlerin sadakayla kendilerini geçtiğini söylemiş. Peygamberimiz onlara her namazdan sonra otuz üçer kez Sübhânallâh, Elhamdülillâh ve Allâhü ekber demeyi öğretmiş. (Müslim, Mesâcid 142)
Âyetü'l-Kürsî'yi her farzın ardından okuyan kişi ile cennet arasında ölümden başka bir engel kalmadığını söylediği de nakledilir. (Nesâî, es-Sünenü'l-kübrâ)
Tesbihini çekerken, ellerini duaya açarken arkada okunsun. Acele etmene gerek yok.
Kaynak: Müslim, Mesâcid, 135 · Rivayet: Sevbân
أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ
Estağfirullâh
Allah’tan bağışlanma dilerim
اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلَامُ وَمِنْكَ السَّلَامُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Allâhümme ente's-selâm ve minke's-selâm, tebârakte yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm
Allahım, sen selamsın, selamet de sendendir. Ey celal ve ikram sahibi, sen ne yücesin.
Kaynak: Müslim, Mesâcid, 135 · Rivayet: Sevbân
ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌۭ وَلَا نَوْمٌۭ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍۢ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ
Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum la te’huzühu sinetüv vela nevm lehu ma fis semavati ve ma fil ard men zellezı yeşfeu ındehu illa bi iznih ya’lemü ma beyne eydıhim ve ma halfehüm ve la yühıytune bi şey’im min ılmihı illa bi ma şa vesia kürsiyyühüs semavati vel ard ve la yeudühu hıfzuhüma ve hüvel alıyyül azıym
Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.
سُبْحَانَ اللّٰهِ
Sübhânallâh
Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
Elhamdülillâh
Hamd Allah’a mahsustur
اَللّٰهُ أَكْبَرُ
Allâhü ekber
Allah en büyüktür
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr
Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır. O her şeye gücü yetendir.
Kaynak: Müslim, Mesâcid, 146 · Rivayet: Ebû Hüreyre
اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ
Allâhümme e'innî alâ zikrike ve şükrike ve husni ibâdetik
Allahım, seni anmak, sana şükretmek ve sana güzelce kulluk etmek konusunda bana yardım et.
Kaynak: Ebû Dâvûd, Vitr, 26 · Rivayet: Muâz b. Cebel
Arapça metin Tanzil Projesi'nden alındı (tanzil.net, CC BY 3.0). Meal Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ındır. Türkçe okunuş açık bir derlemeden alınıp düzenlendi, yaklaşık gösterir. Doğru telaffuz için dinlemek gerekir.